21 Ocak 2013 Pazartesi

Karneden Daha Kötü Şey

Adam oğlunun odasının önünden geçerken odaya hayretle bakakaldı. Yatağı güzelce toplanmıştı ve odası hiç olmadığı kadar derli toplu görünüyordu. Sonra adam yastığın üzerine bırakılmış mektup zarfını farketti ve o tarafa yöneldi. Üzerinde -Babama- yazıyordu. Aklından geçen bin bir kötü düşünceyle mektup zarfını açtı ve titreyen elleriyle mektubu… okudu: Sevgili baba; Sana bu satırları derin bir pişmanlık ve üzüntü içinde yazdım. Kız arkadaşımla kaçmak zorundaydım çünkü seni ve annemi yaşanacak rezaletten uzak tutmak istedim. Gerçek tutku ve aşkı ben Esma ile buldum ve o öyle tatlı ki anlatamam.  Şunu biliyordum siz onun vücudunun her yerine taktığı küpeleri, derisine işlettiği dövmeleri, kendine has o çılgın giyim tarzını asla ama asla onaylamayacaktınız ve tabi benden çok büyük olması da bir sorun olacaktı size. Ancak benim için bunlar değildi gerçek tutku ve gerçek aşk… Baba Esma hamile! Esma’nın dediğine göre çok mutlu olacakmışız. Ormanda kendine ait bir karavanı ve tüm kış yetecek kadar da yakacağı varmış. Bir sürü çocuğa sahip olma düşüncesi rüyalarımızı süslemekte. Artık tam anlamıyla bilime yalvarıyoruz dualar ediyoruz şu AIDSin çaresi bulunsun ve Esma sağlığına kavuşsun diye….. O kesinlikle iyileşmeyi hakediyor. Endişelenmeyi bırak baba ben 15 yaşındayım ve kendi başımın çaresine bakabilirim.. Eminim bir gün geri döneceğiz ve sen kendi torunlarını tanıyacak, seveceksin Oğlun. NOT: Baba yazdığım mektubun tek kelimesi bile doğru değil. Ben Ahmet’lerdeyim. Sadece sana; masamın üzerinde seni bekleyen karneden daha kötü şeylerin hayatta olduğunu hatırlatmak istedim. :) 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder